Sunday, August 26, 2012

Hollandalı Ahmet'in yeri / Kumlubükü

Sunday, August 26, 2012 1 Yorum

İster karadan ister denizden ulaşın, Marmaris'in Kumlubükü koyundaki bu eşsiz manzaraya sahip restaurantı her yaz ziyaret etmek isteyeceksiniz.

Whether you get there by the sea or by the land the restaurant at Marmaris Kumlubuku has the unique view that you will want to see every summer.


Müdavimleri tarafından neredeyse her yaz ziyaret etmek bir gelenek haline gelmiş Hollandalı Ahmet'in yeri, sadece hiç bir yerde tadamayacağınız alacarte menüsü ile değil, sıcak kanlı insanları ve muhteşem doğası ile de bir yaz ritüeli haline gelmeyi hakediyor.

Regulars visit The place of Ahmet from Holland every summer as a tradition. It's not just the alacarte menu also the locals being friendly and the nature is fantastic.


Sizi karşılayan kusursuz manzarası, temiz doğası ve zengin menüsü ile kendinizi adeta cennette hissedebilir ve nereden gelmiş olursanız olun geri dönmek istemeyebilirsiniz.

You will feel like you are in paradise and you will never want go back once you see the amazing view, breath the fresh air.


Yıllardır Özkal ailesi tarafından işletilen Kumlubükü Yatch Club kurucusu Hollandalı Ahmet ile özdeşleşmiş ve Hollandalı Ahmet'in Yeri olarak anılmaya başlanmış. Yıllardır kaybedilmeyen müşterilerin zamanla bir dost haline gelmeleri de burayı bu kadar özel kılan başka bir neden..

The place belongs to Ahmet Özkal who is from Netherlands, also manages Kumlubükü Yatch Club. Customer becames friends over the years and that'sanother reason for this place to be special. 



Burada kaldığımız süre boyunca yediğimiz yemekleri fotoğraflama girişimlerimiz genelde yemeklerin muhteşem sunumunun büyüsüne kapılmamızla ilk çatalı aldıktan veya bazen yemek bittikten sonra aklımıza gelebildi... Yemek fotoğraflarının azlığından ne kadar lezzetli ve güzel olduklarını siz anlayın..

During our holiday we intented to take heaps of photos of the food we had at Ahmet's place however once you see the presentation of the food on your plate you reach for the fork regardless and by the time you realise you need to capture its beauty your meal is either half-way eaten or completely finished.  




Tatilimizi uzatmak yetmese de, seneye nasıl olsa yine orada olacak olmanın rahatlığıyla Kumlubükü' ne görüşmek üzere dedik..

Even if  we extended our holiday for couple more days  it wasn't enough however we manage to say goodbye to Kumlubuku  knowing we'll be back next summer..


Sunday, June 17, 2012

Lomography Gallery Store İstanbul

Sunday, June 17, 2012 5 Yorum

Mart ayının sonlarında İstanbul' da ilk kez açılan Lomo Store içeri girer girmez sizi büyülemekle kalmıyor buradan çıkınca da aklınızdan çıkmıyor. Burası öyle bir yer ki, kapıdan içeri girdiğinizde fotoğrafa bakış açınız ve duyduğunuz aşkta boyut değiştiriyorsunuz. En azından ben analog makinanın hazzını buradan aldığım Diana Minim ile her gün yaşıyorum.

(Lomo store which opened its doors at the end of March, not only allure you when you step inside but also stuck in your mind even when you leave the place. Lomo store has a huge impact on your perspective on photography to another dimension. It's not a secret i am extremely pleased with my Diana Mini which i purchased from this exact store. )


Lomo nun renkli dünyası her birine ayrı ayrı sahip olma isteği uyandırıyor. Fotoğraflar acaba nasıl çıkacak merakı da digital makinaların hayatımızdaki varlığıyla beraber unuttuğumuz tatlı bir heyecan.

(The colorful world of Lomo will temp you to have every single camera in the store. Due to convenience of the digital cameras it's now almost forgotten how exciting it is to look forward to get the film bathed to see how the pictures turn out.)


Minyatür görüntüsüyle ''Oyuncakmı?'' diye soranlara, hiç bir makine ile elde edemeyeceğiniz fotoğraflarla cevap veren analogları kullanmak her anlamda keyifli ve oldukça kolay.

(Analog cameras are quiet petite and most of the time they make people wonder if they are toys or real. They are also answer this question with amazing photos which cannot be taken with any other cameras.)



Analog makina kullanmanın  avantajlarından biri de, her yere taşıyabileceğiniz kadar hafif ve koleksiyon yapabileceğiniz kadar ucuz olması. Özellikle plaj serisiyle kumsala da makinesiz gitmem diyenler için adeta bir can simidi.

(One of the advantages of using analog camera, they are really easy to carry around and also very cheap if you prefer to collect them as a hobby. Especially with its cute beach collection, it's a  life saver people who doesn't go out without a camera even to the beach.)


Lomography' nin 10 altın kuralını kullanmaya başladıktan sonra daha iyi anlıyorsunuz!

(You get a better understanding of the 10 Golden Rules of Lomography once you start using the cameras.)


Çanta, anahtarlık ve defter gibi göz alıcı aksesuarlarıyla Lomography ailesinin bir parçası olmak isteyebilirsiniz.

(You may want to be a part of the family of Lomography by using the bags, key rings and notebooks.)


 Aksesuarlar arasından benim favorim Diana Mini anahtarlık ve bu yaz Londra' ya gittiğimde çok işime yarayacak olan London Lomo Notebook oldu.

(My favourite accessories are Diana Mini key rings and London Lomo Notebook which will do a great good for me when I'm in London at the end of summer.)


Galata' ya gittiğinizde değil, burası için özellikle Galata' ya gitmeniz gereken bu yerin adresi:
Şahkulu Mah. Serda-ı Ekrem Sokak No:5 Beyoğlu, İstanbul

Birde güzel bir internet sitesi var ki ''venusenme'' rumuzuyla yazılarımı ve  fotoğraflarımı inceleyebilirsiniz.
http://www.lomography.com.tr/homes/venusenme

(Here is adress of the shop:
Şahkulu Mah. Serda-ı Ekrem Sokak No:5 Beyoğlu, İstanbul


 You shouldn't visit it when you are go to Galata next time, you should go to Galata just to visit this shop. They also have a great website and you can read my articles under the nickname of ''venusenme'' and check out the photos as well.)
http://www.lomography.com.tr/homes/venusenme



Friday, June 15, 2012

Celebrities and Their Choices of Analog Cameras

Friday, June 15, 2012 2 Yorum


Ünlüler ve fotoğraflar... Bu ikiliyi birbirinden ayırmak neredeyse imkansız. Bazıları bu durumdan sıkılsa da, bazıları özellikle  basına fotoğraflarının çekilmesi için haber verecek kadar da düşkün. Ama hiç değişmeyen bir şey var ki o da, ünlülerin hayatında kameraların büyük bir yeri olduğu gerçeği. Peki onlar günlük hayatlarında fotoğraflarını hangi makinaları kullanarak çekmeyi tercih ediyorlar? Hem karaktersitik bir analiz hemde renkli bir yolculuğa ne dersin?

(Celebrities and photos ... It's almost impossible to separate this pair. Some of them are fed up with their photos being taken and the others are so obsessed with it that they call the paparazzies themselves. There is only one fact that will never change, their cameras are a big part of the life of the celebrities. Which camera the celebrities prefer to use daily? )




Son günlerde moda ve blog dünyasının ikonik isimlerinden olan Alexa Chung müthiş bir seçimle Diana F+ kullanıyor. Stili milyonlarca insan tarafından takip edilen Alexa' nın bir çok hayranına ilham kaynağı olacağından hiç şüphem yok. Özellikle renkli giyinmekten hoşlananlar için Diana F+ seçenekleri iyi bir alternatif olabilir.

(The iconic name of the fashion and blogging world, Alexa Chung has an exclusive taste and she prefers Diana F+. There is no doubt Alexa's camera choice will have a huge impact on millions of people who follows her style. Especially for those who love to wear colorful clothing Diana F+ is a great alternative. )


Özellikle Indie filmlerin ve iyi projelerin vazgeçilmez ismi Ryan Gosling tercihini compact kameradan yana kullanmış..

(Ryan Gosling is the must-have actor when it comes to Indie movies and he prefers to use a compact camera. )




Marie Antoinette, Lost in Translation ve Virgin Suicide gibi unutulmaz filmlare imza atan Sofia Coppola Rolleiflex kullanarak klasik tarzını adeta güçlendiriyor.

(Sofia Coppola who created Marie Antoinette, Lost in Translation and Virgin Suicide loves to use Rolleiflex to underline her classical style.)



Heath Ledger’a yalnızca görüntüde değil iyi bir oyuncu olarak da benzediğini kanıtlayan Joseph Gordon Levitt Contax G1 cilerden.

(Joseph Gordon Levitt who proves that he is a good actor like Heath Ledger not just a look alike. Joseph prefers G1.)
 

Elle Fanning tercih ettiği Diana Mini modeliyle genç yaşta daha çok insanın idolü olacağa benziyor.

(Elle Fanning proves that she will be an idol to many people , even at her early age she prefers Diana Mini.)




Özellikle kadınların kadrajında büyük yeri olan James Franco’ da klasik bir Rolleislexçi..

(James Franco who is always a big part of the quadrage for ladies, prefers Rolleislex. )




Kate Moss da Holgası ile mutluluğu yakalamak isteyenlerden..

(Kate Moss captures happiness with her Holga.)




Bilim-kurgu kraliçesi Milla Jojovich ise tercihini Contax T2’den yana kullanarak beni şaşırtmadı.

(Sci-Fi queen Milla Jojovich prefers Contax T2.)


Spice Girls üyelerinin hala Polaroid Kameralar kullandıklarını düşünebiliyor musunuz? Ben özellikle Victoria Beckham’ı hiç düşünemiyorum :)

(Can you imagine the Spice Girls using the polaraid cameras? I struggle picturing that.  Especially Victoria Beckham :))



Monday, May 14, 2012

Chillout Festival 2012' yi Lomography Festival' a Çevirmeye Ne Dersin?

Monday, May 14, 2012 4 Yorum

Yazın geldiğini söylemenin en kesin yolu şüphesiz bütün gün güzel müzik, sınırsız içki, yıllardır görülememiş arkadaşlar ve tabii ki uzun süre profil olacak yaza giriş fotoğraflarının çekildiği festivallerdir. Chillout Festival yıllardır bu konuda öncülük ediyor ve yaza iyi bir başlangıç yapmak isteyenlere alternatifsiz eğlence vaadediyor.
20 Mayıs Pazar günü  analog makinanla bu festivale renk katmak sana da iyi gelecek! Son yıllarda bir nevi podyuma dönen festival alanlarında herkesin umrunda olan bir şey var ki o da : İyi görünmek ve iyi fotoğraflar elde etmek. Neyse ki bu konuda yardımımıza analog kurtarıcılarımız yetişiyor.



                                                                      Nasıl mı?
1- Boynuna astığın analog makinan seni digital makinaların gereksiz ağırlığından kurtarıp dans etmene asla engel olmayacak!


2- Geniş renk ve model seçenekleriyle kıyafetlerini kombinlemen hem zevkli hem de farklı olacak!


3- Festival alanları tam da senin için yaratılmış. Bol renk, sınırsız ilham kaynağı ve koca bir gün seni bekliyor!


4- Sahne ışıklarının vurduğu Jazzanova, Mao Mak, Stealing Sheep, Amber Topaz' ın burlesque şovu ve daha bir çok performansın yakalanabileceği kareler!


5- Olası bir zararda manevi kaybın yüksek olsa da en azından maddi zararın az olması gibi bir tesellin olacak!

Eğer hala bir analog makinan yoksa 20 Mayıs' a kadar Lomography Gallery Store Galata' ya uğra!


Adress: Şahkulu Mah. Serdar-ı Ekrem Cad. No: 5/B Beyoğlu, İstanbul

(Not: Lomography Gallery Store Galata tanıtımını bir sonraki yazımda bulabilirsiniz..)

Source: http://www.lomography.com.tr/magazine/news/2012/05/14/chillout-festival-2012-yi-lomography-festival-a-evirmeye-ne-dersin

Wednesday, May 9, 2012

Masumiyet Müzesi / Çukurcuma

Wednesday, May 9, 2012 2 Yorum

İtiraf ediyorum Masumiyet Müzesi benim için okuması işkence olmuş ve aylarca elimde sürünen bir kitap olarak yerini almıştı. Orhan Pamuk her ne kadar beğendiğim eserleri olsa da uzun betimlemeleriyle bazen can sıkıcı olabiliyor. Masumiyet Müzesi' de ufacık bir anın sayfalarca anlatılabildiği bir kitap. Belki bu kadar sevilmesinin sebebi budur ama benim bu kitabı en çok sevme nedenim kesinlikle kitapla aynı adı taşıyan efsanevi müze oldu. Öyle ki, geçen hafta sonu açılan müzeyi ziyaret ettiğimde bir anda okurken sıkıldığım zamanları unutup kitabı tekrar okumak için karşı konulamaz bir istek duydum. Her zaman kitaplarda hayal ettiğim dünyanın benim istediğim gibi kalmasını ve filmini izlemekten hoşlanmayanlardan oldum. Ama bu sefer durum değişti. Masumiyet Müzesi' ni ziyaret etmek sanki kitabın filmini izlemek gibiydi. O küçük detaylar ve deliliğin sınırındaki obsesif aşk ortaya ilham veren objelerle dolu bir tapınak çıkarmış.

I admit, it was kind of a torture reading ''The Museum of Innocence''. It took months for me to finish the book and only reason for that is the lengthy descriptions of the author Orhan Pamuk who is a great artist however he can be boring with the lenghty descriptions in his books. ''The Museum of Innocence'' is a book filled with pages of  lengthy description of a single moment. It might be the reason for it's popularity however it's certainly not a reason for me to like this book. When i visited ''The Museum of Innocence'' exhibition last weekend i fell in love with the book i hardly managed to finish. I have always been one of those people who refuses to watch the movie of a book just to protect the imaginary scenes in my mind. However this time it was different. Visiting ''The Museum of Innocence'' was like watching the movie and i enjoyed it a lot. Every little detail and the obsessed collecting habit created this unreal temple of love.



 Füsun' un ayakkabısından küpesine, sinema biletlerine, saç tokalarına ve Kemal' in biriktirdiği onca ıvır zıvıra bir an olsun inanmak istedim. Ve başardım da. Müzeden çıkarken oradaki her bir objenin yaşanmışlık dolu ve karakterlere ait olduğundan artık emindim. Hayalimde farklı yaratmış olsam da havada kalmış bir çok şey de anlamını buldu aynı zamanda. Yeniden okumaya başladığım Masumiyet Müzesi' ni eminim ki bu sefer daha hızlı bitirip müzeyi tekrar ziyaret edeceğim. Saatlerce durup, bakıp, düşünüp o çaresizliği ve saplantıyı anlamanın daha iyi bir yolu olmasa gerek. Kitabı hiç okumamış olsanız bile bir film şeridi gibi hayal edebilme olanağı taşıyan bu atmosferi kesin görün.

I wanted to believe all those items were really belonged to Fusun and Kemal. Her shoes, bobby pins, movie tickets and all those little things Kemal collected. Even if created completely diffrerent in my mind there were heaps of little details that i didn't really think about and after seeing the exhibition everything came together. I started reading the book again and hopefully this time I'll finish it quickly and will visit the exhibition again. Even if you haven't read the book I strongly syggest you to visit the exhibition you will understand the desperation and the obsession the book is all about.


 Orhan Pamuk sanıyorum ki ''Hayatımın en mutlu anıymış bilmiyordum.''  meşhur cümlesini pek rahatlıkla müzenin açılış günü için kullanabilir :) Harcanan emeğe, duyguya ve yaratıcılığa sağlık.

I believe Orhan Pamuk can easily say the famous sentence of his for the first day of the exhibition : " It was the happiest moment of my life and I simply didn't realize." I appreciate all the efforts, everyone included in the project did a splendid job.

Adress: Firuzağa Mahallesi, Çukurcuma Cad. Dalgıç Çıkmazı, No:2, Beyoğlu-İstanbul





Copyright © Venus En Me