Lars Von Trier' in Türkiye' de Ocak ayında vizyona girecek olan filmini Filmekimi' nde izleyememiş olanlar için net tavsiyem: Ocağı beklemeyin! Zaten izledikten sonra sinemada da izlemek isteyeceğinize şüphem yok. Kadrosunda Kirsten Dunst, Charlotte Gainsbourg, Kiefer Shuterland, Stellan Skarsgard ve John Hurt gibi güçlü isimlerin yer aldığı filmde dogma stilinin etkisini oldukça hissediyoruz. Oyunculuklar, kurgu ve filmin derinliği dışında aklımda kalan en güçlü yorum nasıl harika sahneler ve nasıl fotoğraflık kareler olduğuydu.
Filmde Dünya' ya çarpmak üzere beklenen Melancholia adlı gezegenin iki kız kardeş ve çevrelerinde gelişen etkilerinden bahsediliyor. Psikolojik problemleri olan Justine (Kirsten Dunst) ve ona yardımcı olmaya çalışan kız kardeşi Claire' in (Charlotte Gainsbourg) dünyanın sonuna nasıl farklı açılardan yaklaştığının konu edildiği bu harika film başlangıçta düğün sahnesiyle başlayıp yerini bunalımlı ve gergin bir bekleyişe bırakıyor.
İki kadın oyuncununda muhteşem bir performans yarattıkları ortada. Ancak soyduğu ünlüler listesine Kirsten Dunst' ı da ekleyen Lars Von Trier' i de film dışındaki bu başarısı içinde ayrıca tebrik etmek lazım.
Dünyanın sonunu şiirselleştirmek!
Lars Von Trier' in yaptığı işte tam olarak bu!
Ve son olarak Lars Von Trier' in filmin konusuyla ilgili olarak söyledği ''No More Happy Endings'' ve filmin traileri...
Geçen gün erkek arkadaşımla 21 Ocak Cuma günü vizyona giren Julie Bertucelli 'nin ikinci filmi The Tree(Ağaç) 'ye gittik. Filmin Avustralya' da geçiyor olması da ablam orada yaşadığı için ayrı bir tercih sebebiydi. Film 2010 yılında Cannes Film Festivali 'nde kapanış filmi olarak gösterilmiş. Buda sanırım beklentilerimi yüksek tutmama neden oldu.. Herhangi bir action ya da fırtına dışında olağanüstü bir sahnesi olmadığı için evde izlenebilecek filmlerden diyebilirim.
Anne rolünde en son Lars Von Trier ' in Antichrist filminde rol alan Charlotte Gainsbourg oynuyor. İnanılmaz itici ve çirkin bulduğum oyuncu hemen hemen her rolünde kendisinden nefret ettirmekte çok usta. FilmdeDawn ismiyle tanıdığımız Charlotte eşinin ölümünden sonra babasız kalan dört çocuğuyla ilgilenmek yerine teselliyi yeni patronunun kollarında arıyor. Kadın zaten itici, bide üstüne eşinin yasını tutacağına bu kadar çabuk atlatması filmin bütün duygusallığını bitirdi. Protesto edip çıkıcaktık nerdeyse :) Özellikle bar sahnesinde ilk adımı atıp adamı öpmesi ve bırak pişmanlık duymayı bide yüzündeki o gülen ifade gerçekten çok sinir bozucuydu.
Charlotte Gainsbourg
Çok fazla detaya girmeyeceğim. Filmde beğendiğim iki şey var ki bu da filmi şuanda yazmama sebep olan şeydir. Birincisi küçük oyuncu Morgana Davies (Simone)'in oyunculuğu! Gerçekten ayakta alkışlamak istiyorum. Mimikleri, konuşurken tonlamaları vurgulamaları bu kadar mı güzel rol yapılır. Kesinlikle en iyi çocuk oyuncu ödülüne layık! İkincisi ise filmin adını aldığı ağaç.. Gerçekten bu ağaca film çekilir :) Bunun dışında sahneler,çekim ,doğa .. Herşey o kadar güzel ki, bir an önce Avustralya'ya gidip ablamı ziyaret etmeliyim!
Morgana Davies
Sadece Morgana Davies ' in oyunculuğu için bile bu film izlenir. Sadece beklentinizi benim gibi yüksek tutmayın yeter :) İyi seyirler...