Wednesday, May 9, 2012

Masumiyet Müzesi / Çukurcuma

Wednesday, May 9, 2012

İtiraf ediyorum Masumiyet Müzesi benim için okuması işkence olmuş ve aylarca elimde sürünen bir kitap olarak yerini almıştı. Orhan Pamuk her ne kadar beğendiğim eserleri olsa da uzun betimlemeleriyle bazen can sıkıcı olabiliyor. Masumiyet Müzesi' de ufacık bir anın sayfalarca anlatılabildiği bir kitap. Belki bu kadar sevilmesinin sebebi budur ama benim bu kitabı en çok sevme nedenim kesinlikle kitapla aynı adı taşıyan efsanevi müze oldu. Öyle ki, geçen hafta sonu açılan müzeyi ziyaret ettiğimde bir anda okurken sıkıldığım zamanları unutup kitabı tekrar okumak için karşı konulamaz bir istek duydum. Her zaman kitaplarda hayal ettiğim dünyanın benim istediğim gibi kalmasını ve filmini izlemekten hoşlanmayanlardan oldum. Ama bu sefer durum değişti. Masumiyet Müzesi' ni ziyaret etmek sanki kitabın filmini izlemek gibiydi. O küçük detaylar ve deliliğin sınırındaki obsesif aşk ortaya ilham veren objelerle dolu bir tapınak çıkarmış.

I admit, it was kind of a torture reading ''The Museum of Innocence''. It took months for me to finish the book and only reason for that is the lengthy descriptions of the author Orhan Pamuk who is a great artist however he can be boring with the lenghty descriptions in his books. ''The Museum of Innocence'' is a book filled with pages of  lengthy description of a single moment. It might be the reason for it's popularity however it's certainly not a reason for me to like this book. When i visited ''The Museum of Innocence'' exhibition last weekend i fell in love with the book i hardly managed to finish. I have always been one of those people who refuses to watch the movie of a book just to protect the imaginary scenes in my mind. However this time it was different. Visiting ''The Museum of Innocence'' was like watching the movie and i enjoyed it a lot. Every little detail and the obsessed collecting habit created this unreal temple of love.



 Füsun' un ayakkabısından küpesine, sinema biletlerine, saç tokalarına ve Kemal' in biriktirdiği onca ıvır zıvıra bir an olsun inanmak istedim. Ve başardım da. Müzeden çıkarken oradaki her bir objenin yaşanmışlık dolu ve karakterlere ait olduğundan artık emindim. Hayalimde farklı yaratmış olsam da havada kalmış bir çok şey de anlamını buldu aynı zamanda. Yeniden okumaya başladığım Masumiyet Müzesi' ni eminim ki bu sefer daha hızlı bitirip müzeyi tekrar ziyaret edeceğim. Saatlerce durup, bakıp, düşünüp o çaresizliği ve saplantıyı anlamanın daha iyi bir yolu olmasa gerek. Kitabı hiç okumamış olsanız bile bir film şeridi gibi hayal edebilme olanağı taşıyan bu atmosferi kesin görün.

I wanted to believe all those items were really belonged to Fusun and Kemal. Her shoes, bobby pins, movie tickets and all those little things Kemal collected. Even if created completely diffrerent in my mind there were heaps of little details that i didn't really think about and after seeing the exhibition everything came together. I started reading the book again and hopefully this time I'll finish it quickly and will visit the exhibition again. Even if you haven't read the book I strongly syggest you to visit the exhibition you will understand the desperation and the obsession the book is all about.


 Orhan Pamuk sanıyorum ki ''Hayatımın en mutlu anıymış bilmiyordum.''  meşhur cümlesini pek rahatlıkla müzenin açılış günü için kullanabilir :) Harcanan emeğe, duyguya ve yaratıcılığa sağlık.

I believe Orhan Pamuk can easily say the famous sentence of his for the first day of the exhibition : " It was the happiest moment of my life and I simply didn't realize." I appreciate all the efforts, everyone included in the project did a splendid job.

Adress: Firuzağa Mahallesi, Çukurcuma Cad. Dalgıç Çıkmazı, No:2, Beyoğlu-İstanbul





2 Yorum:

İlknur AKPINAR said...

Merhabalar..
Orhan Pamuk'un sessiz ev'i okuoyorum 3 yıldır okuyamamış olmanın acısı ve siniri ile yeniden sarıldım kitaba başlarda çok sıkıcı buldum. Masumiyet müzesinin açıldığını duydum ve hemen kiitabı okuyup müzeye gitmeyi çok istiyorum. Umarım çok sıkılmam kitapta..
sevgiler dilerim..

Heidi said...

AH KESİNLİKLE GİTMELİYİM!
Ben de kitabın içindeki fazla betimlemelerden bir süre sonra yorulmuştum, insanın hikayeden kopmasına neden olabiliyor ama bir yandan da betimleme seven biriyimdir hani bir kareyi tam da anlatıcının gözünden görebilmek (yerinde olursa) çok hoş oluyor.

tam olarak nerede acaba bu müze :)

Post a Comment

Copyright © Venus En Me